Gardınızı alın, dünyanın en klasik giriş cümlesi geliyor: Merhaba! :)
Neredeyse "Sevgili günlük, bugün nasılsın?" diye yazacağım. Blog yazmayalı o kadar zaman olmuş ki... Ben de yıllanmışım bu sırada. Aslında sadece 23 yaşındayım. Ama herkesin o övmelere doyamadığı, dillere destan şehir İstanbul'un yollarında gençliği aşınan milyonlarca sıradan faniden yalnızca biriyim ben.
Yıllaar yıllar sonra Blogger ile yolumu kesiştiren şey ise Japonca! Lise hayalimi gerçekleştiriyor ve bir Japonca macerasına atılmış gidiyorum bakalım. Gambatte ne, watashi!
Kendimi bildim bilelim yabancı dil öğrenimi içinde olduğum için Japonca öğrenme görevinin de altından kalkacağım! Hem de tek başıma!
Evet evet, ben kursa gitmeden evde tek başına Japonca öğrenmeye çalışan yüzlerce kişiden biriyim. Burası beni motive edecek bir günlük efenim. İngilizce öğretmenliği eğitimi alırken bize şöyle öğrettiler: Öğrenenler kendi gelişimini görmek için günlük tutmalı! Burası da benim günlüğüm. Olur da Japoncayla cebelleşen başka maceraperestlerin yolu bu blogla kesişirse onlar için ne güzel :) Yardımım dokunacağına eminim. Özellikle de Japonca öğrenmek isteyen ama nereden başlayacağını bilmeyenlere.
Üzülerek söylüyorum ki İngilizce bilmeyen ama Japonca öğrenmek isteyenler için kaynak bilmiyorum. Ama Türkiyede pek çok Japonca delisi olduğu için sürüsüne bereket kaynak vardır eminim. Sadece kolları sıvayıp araştırmak gerek. Ben ilk başta öyle yaptım ve çırpına çırpına yolumu buldum. İngilizce bilenler ise böyle buyursun!